5 Kasım 2014 Çarşamba

Haydi!

 Merhaba. Bu da ne yahu gece gece, zamansız çalan telefon, ısrarla tıklanan cam, çalınan kapı vs vs.- başka örnek gelmedi aklıma- Neyse beklenenler dışında gelenler yani. Bir de Emel Sayın'dan Beklenen Sensin. Böyle bitmeyecekti cümle, neyse. -açıp dinleyeyim-

 Günlüğüme yüzlerce kelime yazıp, sana iki satır yazmaya gelmek de garip elbet ama her şey de herkese anlatılamıyor yani. -şunu dönüp üç kere okuyalım, bir öncekini-

  Mesela, bu akşam örnek eteğin bel kısmını ara teyel yapıp, kemerini de iğneleyip bıraktım, bir tarafı makineden geçmiştim, diğerini sonraaaa dedim, çünkü makineyi açınca kendimden geçip saatlerce başında kalıyorum. Sonra ooovv saat de kaç olmuş falan. Anlayacağın, öyle çok da 'baştan sabrederseniz sonra çok seveceksiniz' dedikleri kadar da sabırlık bir iş gibi gelmedi bana dikiş, özellikle kalıp işi tam benlik, sevdim. Allah, muhabbetimizi daim eyleye, amin! Sevenleri varsa kavuştura, buluştura, ayırmaya!


Bir de; her kadın dikiş bilmeli beyler!

Bir de, yürümek hala güzel şey!

Bir de; saat 01:06.

Haydi!

4 Kasım 2014 Salı

!

    Denmiş ki bir yerde; Her sakallıyı dedem sanıyorum. Bence de sorun bu. Sanmak.

    Galiba artık her sakallıyı dedem sanmıyorum dedim ben de, öyle birden okuyunca.

    Şimdi daha büyük bir sorun.


 

3 Kasım 2014 Pazartesi

Ayna ayna!

   'Ne sanıyorsak kendimizi' demiştim bir keresinde bir yerde. Ne sanıyoruz cidden. Neden bir başkası? Asıl hadsiz biziz mesela, neden had bildirmeye çalışmıyoruz?


  Biz demişti, birbirimizle çok uğraşıyoruz. Hoca demişti, güzel demişti, aha demiştim burası iyi. Hakkı var, derdimiz, kendimiz dışındakileri nizama sokmak, o öyle olur mu, bu böyle bakar mı, ayıptır, bunlar da hep böyle.  Efendi efendi, ben de onu diyorum, sende kusur ne gezer?!


  El insaf!

 Ayna, ayna!


Not: Ayna deyince aklıma, Mor ve Ötesi'nin şarkısı geldi, sözlerini tam hatırlayamıyorum ama şöyle diyordu; "Ayna ayna, sihirli ayna, neler söyledin bana" gibi gibi. 

31 Ekim 2014 Cuma

Güzel oluyor.

   Dün mesela 'Geç anladım taşın sert olduğunu' dizesini tekrar ettiğimi fark ettim, bunu da bazı konuların üzerine, -bazı bazı olduğu gibi- bilincin cevabı olarak gördüm. Bence öyle yani.

  Zamanla öğreniyor insan.

  Sonra öğrendikçe, kusur aramaktan ziyade kimler olsun istiyorsan onlar oluyor etrafında,  güzel oluyor. İnsanların o çekilmez yorumlarını da duymamış olmanın verdiği rahatlık geliyor ardından, dediğim gibi güzel oluyor.

   Bir de evde olunca dedikodudan uzak oluyor insan, böyle zihnini, dilini, gözünü, imalarını uzak tutman ne güzel. İnsan nefes alabiliyormuş.

  Yeni tanıştığın insanlar, böylece güzel oluyor. 1

  Ne zaman biri hakkında kötü düşünecek olsak, karşılığında sende de bu var diyeceğimiz bir günahımız/hatalı davranışlarımız/iğneli sözlerimiz vs. var aslında, arayalım buluruz.

 Mesafe  önemli bu arada, tekraren.

 Bir de tebessüm edelim, ama içimizden iyyğğ diyerek değil, hakikaten tebessüm.

 Allah'a sunuyor gibi, demişti. Öyle.


 Seyretmenin, şahit olmanın, anlamanın verdiği huzur. Güzel oluyor.

1 Bazı şeyleri görmemek, duymamak, bilmemek. 

2 Aralık 2013 Pazartesi

Örümcekler Hakkında Birkaç İyi Şey

  Örümcekler, hayvanlar alemindeki mühendislerin en eskilerindenmiş. Bunun hakkında bir şeyler not düşeceğim buraya daha sonra, belki akşam.

Şimdilik şu şiirimle konuyu burada sonlandırıyorum:
-şiirim dedim ya hakkaten-

Pencereden beni seyrediyor bir serçe.
Bak nasıl da gülümsüyor 'insan' sevince
Diyor öğle arası vermiş bir örümceğe.
Ben, onların sadece korkularını bilirim diyor bay örümcek.
Haklı! Kim elinden tuttu bir örümceği ömrünce?!




*Örümceklerin ördükleri 2 boyutlu ağ, ipekten dokunmuştur, bu madde sıvı olarak örümceklerin karınlarında bulunur, hassas ve dayanıklıdır. Bu maddenin üretimini doğal olarak yapabilseler; kazak gibi kurşunlardan korunacak giysiler giyilebilirdi. -bunun için örümcek çiftlikleri oluşturmuşlar, çiftliklerde örümcekleri sağıp ipek/iplik üretiyorlarmış ve bunları da kurşun geçirmez yelek yapımında kullanıyorlarmış-
*Bir ağ için 4 ayrı ipeğe ihtiyaç vardır. Her birinin farklı bir kimyası, esneme gücü ve elastikliği vardır.
*Bilinen en güçlü biyolojik ipliktir bu ağ. Çelik kadar güçlü, naylon kadar esnek.
*Örümceklerin yapışkan boncuklarla kaplanmış bir ipi vardır ki, bu; avının ağa düşünce enerjisini kaybetmesi içindir. 
*Görme yetisi iyi olmayan örümcekler, avlarının türlerini ve yerlerini titreşimlerle belirler. 
*Ağa düşen bir avını yakaladığında tekrar başka bir tür ipekle sarmalar. Bu, avını çaresiz bırakan ve sarım ipeği denilen güçlü ve esnek fiber bir yapıdır. 


25 Temmuz 2013 Perşembe

Bildim elhamdulillah.

Yakın zamanda fark ettiğim bir şey var, yalnız başına bir yerlere gitmeyi bilmiyormuşum ben.

Gitsem de kısa sürüyordu işte, bir yerden sonra kesişen yakınlıklar, uçsuz kalabalıklar unutturuyordu bana bunu. Öyle güzel bir şeymiş ki meğer, belki zamanı şimdiydi, belki geç kalındı, belki de artık neyse ne. Misal belki bir sahafa gidiyorsun sevdiğin eski yeni kitaplar, belki sahilde bir camiye gidiyorsun bir ikindi vakti sakinliği ya da belki deniz kenarında bir banka oturup kitap okuyor, etraftaki öznelerden hikayeler yazıyorsun, belki elinde fotoğraf makinen. İşte bu sadelik için elhamdulillah, bu 'lafı uzatmadan'lar için elhamdulillah.


Uzun uzun konuşulan zamanlar yok, uzun uzun şahitlikler var.


-aslında uzun uzun yazmak isterdim fakat şu an için mümkün değil-

9 Mayıs 2013 Perşembe

Gökhan Özcan Diyor ki:


  Bir de kendimize bakalım o halde! Günde iki ila üç saatini işe gitmek ve evine
dönmek için, asgari 3-4 saatini TV karşısında lüzumsuzluk üstüne lüzumsuzluk
izleyerek geçiren, iki haftalık abuk sabuk bir tatil için bütün bir sene
çalışan, yerüstünü tümüyle kaplayacak kadar çok araba üreten, sonra yeraltından
seyahat etmek zorunda kalan, işsiz kalmak için 25 sene okula, dershaneye
kapanan, cümle kuramayan insanlara kaşı gözü hatırına ölesiye hayranlık duyan,
elektrik ya da internet bağlantısı kesildiğinde yaşayacak bir şeyi kalmayan,
dindarlığını kes yapıştır cep mesajlarıyla idame ettiren, acayiplikleri saymakla
bitmeyecek kadar çok, karikatür gibi hayatlar yaşamıyor muyuz aslında biz?
  Sizi bilmem; ama ben, bu beş para etmez yeni hayatı anlamlandırma konusunda
tıkanıp kalacağımız zamanın çok da uzağında hissetmiyorum doğrusu kendimi!